Basın Küpürleri

2026

Mart

Mavi İz Projesiyle Deniz Kirliliğine Sanat Dokunuşu

Marmara Denizi’nin ekosistemini tehdit eden hayalet ağlar ve deniz atıkları, deniz dibinden çıkarılarak güçlü bir farkındalık hareketine dönüştürüldü. Orzax’ın; Adalar Belediyesi, TURMEPA ve SUFOD iş birliğiyle hayata geçirdiği “Mavi İz” projesi, deniz temizliğini sanatla buluşturarak çevresel sorumluluğu görünür kılan çok paydaşlı bir girişim olarak öne çıktı.

Orzax’ın sağlık vizyonunu çevresel sürdürülebilirlikle birleştiren yolculuğu, her geçen yıl güçlenerek devam ediyor. Geçtiğimiz yıl “Mavi Gelecek” projesiyle deniz temizliği konusunda toplumda farkındalık yaratan bu hareket; bu yıl kapsamını genişleterek Adalar Belediyesi, DenizTemiz Derneği/TURMEPA ve Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen “Mavi İz” projesine dönüştü. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü vesilesiyle hayata geçirilen projede, deniz ekosistemi için sessiz bir tehdit oluşturan “hayalet ağların” temizlenmesine odaklanılarak somut bir değişim yaratılması hedefleniyor.

Orzax’ın öncülüğünde Adalar Belediyesi, TURMEPA ve SUFOD iş birliğiyle denizlerin sürdürülebilirliği ve çevre bilincinin artırılması amacıyla yürütülen Mavi İz Projesi, bu yıl hayalet ağların deniz yaşamı üzerindeki yıkıcı etkilerine odaklandı. Deniz yaşamı için ciddi tehdit oluşturan terk edilmiş balıkçı ağları ve çeşitli atıklar, uzman dalgıçlar tarafından deniz tabanından titizlikle çıkarıldı. Yürütülen bu çalışma, denizlerdeki mevcut kirliliğin azaltılmasına somut katkı sunarken, deniz ekosisteminin karşı karşıya olduğu görünmez risklere de dikkat çekti.

Proje kapsamında denizden toplanan atıklar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. Böylece, deniz dibinde fark edilmeden varlığını sürdüren ve ekosisteme zarar veren unsurlar, sanatın dönüştürücü gücüyle görünür kılındı.

Orzax, Omega-3 alanındaki uzmanlığını uluslararası kalite standartlarıyla pekiştirerek küresel ölçekte güven inşa etmektedir. IFOS sertifikasyonuna sahip ürünleri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla öne çıkan iş ortağı Golden Omega ile gerçekleştirdiği iş birlikleri sayesinde hem kalite hem de çevresel sorumluluk alanında global farkındalık yaratmayı amaçlarken; her yıl 3 Mart Dünya Omega-3 Gününde hayata geçirdiği Sosyal Sorumluluk Projesi ile deniz temizliğinin ekolojik denge, temiz çevre ve sağlıklı yaşam döngüsüne olan güçlü ilişkisine dikkat çekmeyi hedefliyor. Toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan bu proje, Orzax’ın özündeki sağlıklı yaşam misyonuyla doğrudan ilişkilidir. Bu vizyonun bir gereği olarak doğanın sunduğu şifa kaynaklarını en saf halleriyle korumaya büyük önem veriyoruz. Sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından olan Omega-3’ün ana kaynağı denizlerimiz, bu kaynağın taşıyıcısı ise balıklardır. Balıklar, hem sağlıklı beslenme zincirinin korunması hem de ekolojik sürdürülebilirliğin devamı için hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle deniz kirliliğiyle mücadele etmek, sadece çevresel bir hareket değil; Orzax’ın “sağlıklı yaşama destek sunma” misyonu doğrultusunda üstlendiği bir sorumluluktur.

Bu yılki etkinlikte, deniz yaşamı için ciddi tehdit oluşturan terk edilmiş balıkçı ağları uzman dalgıçlar tarafından titizlikle çıkarıldı. Orzax, sağlık alanındaki öncü rolünü bu çevresel vizyonla birleştirerek; sağlıklı bir insanın ancak sağlıklı bir ekosistemde var olabileceği gerçeğini bir kez daha vurguladı. Temiz bir gelecek için denizlerimizi korumaya ve dünyaya sağlıklı bir iz bırakmaya devam edeceğiz.

Üç Yıldır Süren Bir Farkındalık Yolculuğu

Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu; denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti: “Orzax olarak 21 yıl önce Omega-3 ile çıktığımız bu yolculukta, sağlığın kaynağının doğa ve özellikle denizler olduğuna inanıyoruz. Deniz korunmadan beslenme zinciri, beslenme zinciri korunmadan insan sağlığı korunamaz. Sağlık bir kapsülde değil, ekosistemde başlar; bu nedenle denizleri korumak toplum sağlığına yapılan en temel yatırımdır. Üç yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz global olarak kutlanan ve bu alanda çalışan şirketlerin de sahiplendiği 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında bu yıl hayalet ağlarla mücadeleyi ve deniz biyokütlesinin korunmasını uzun soluklu bir sürdürülebilirlik yaklaşımı olarak ele alıyoruz. Bu yolculuğu aynı inanç ve sorumlulukla önümüzdeki yıllarda da kesintisiz şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”

Adalar Belediyesi Başkanı Ali Ercan Akpolat proje hakkında “Deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği için hayalet ağlarla mücadele, ertelenemez bir sorumluluktur. Bizler ne kadar çaba göstersek de; yeterli ve kalıcı önlemler alınmadığı takdirde hayalet ağlar denizlerimizi tüketmeye devam edecektir. Çünkü hayalet ağlar çürümez; ekosistemi çürütür. Denizlerimizin ekosistemini korumak, su altındaki yaşamı ve tarihi mirası görünür kılmak için çalışan Mavi İz’e; hayalet ağlara karşı yürüttüğümüz bu önemli mücadelede verdikleri kıymetli katkı için teşekkür ediyorum. Denizlerimizin geleceği için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

DenizTemiz Derneği/TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan temizlenmesinin ekosistemin yanı sıra insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme açısından da kritik olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Bu ağlar kaybolmuş ya da terk edilmiş olsa bile denizin içinde avlanmaya devam ediyor. Yani ortada balıkçı yok ama ağ, canlıları yakalamayı sürdürüyor. Balıklar ve diğer deniz canlıları bu ağlara takılıp yaşamını yitirebiliyor. Üstelik sadece balıklar değil; deniz dibindeki yaşam alanları da zarar görüyor. Bu kapsamda 14 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde iki ayrı dalış gerçekleştirdik. Gönüllü dalgıçlarımızın desteğiyle ilk dalışta hayalet ağların tespiti yapıldı, ikinci dalışta ise tespit edilen ağlar deniz dibinden çıkarıldı. Denizden çıkarılan hayalet ağlar, aslında kurtarılan yaşamlar demek.

Her zaman söylediğimiz gibi aldığımız iki nefesten birini denizler sağlıyor. Yani Deniz Varsa Hayat Var.”

Hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisine ve bu ağların çıkarılmasının ne denli zahmetli ve maliyetli bir süreç olduğuna dikkat çeken Tv Programcısı Doğa Aktivisti Güven İslamoğlu, konuşmasında hem küresel tabloyu hem de Türkiye’de yürütülen çalışmaları değerlendirdi:

“Dünyadaki plastik atıkların yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan hayalet ağlar, deniz ekosistemini görünmeden tehdit ederek çıkarılmadıkları sürece avlanmaya devam ediyor. Temizlenmesi son derece zor ve maliyetli olan bu ağların denizlerden uzaklaştırılması, ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıyor. Büyükada’da kaçak avcılık nedeniyle biriken hayalet ağların, Orzax’ın yerel balıkçılar ve belediye iş birliğiyle yürüttüğü ‘Mavi İz: Derinlikleri Özgürleştir, Yaşama Nefes Ol’ projesi kapsamında temizlenmesi, bu alanda örnek bir çalışma oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı’nın son dönemde yürüttüğü çalışmalarla milyonlarca metrekare ağın denizlerden çıkarılması, sorunun boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Bugün Büyükada’da gerçekleştirilen temizlik ve çıkarılan ağlardan üretilen sanat eserleriyle oluşturulan farkındalık, denizlerimizin geleceği adına güçlü bir mesaj veriyor.”

Sanatla Güçlenen Bir Mesaj

Büşra Kölmük projenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayarak üretim sürecinde duygusal olarak da etkilendiğini ifade etti:

“Dalgıçların çektiği görüntülerde ağlara takılan balıkları görmek beni derinden etkiledi. Heykelde alttaki figürü daha büyük, koruyucu bir anne gibi; üsttekini ise yavrusu gibi tasarladım. Böylece bu iki balıkla birlikte doğadaki aile yapısının ve ekolojik dengenin bozulmasını da anlatmaya çalıştım.”

Orzax, Omega-3 alanındaki uzmanlığını yalnızca ürün geliştirme gücü olarak değil, denizlerle kurduğu köklü bağın bir sorumluluğu olarak görüyor. Bilgi ve deneyimini sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştirerek deniz ekosisteminin korunmasına uzun vadeli ve anlamlı katkılar sunmayı hedefliyor.

Orzax, “Gücünü Demirden Alan Kadınlar” projesiyle ödüle layık görüldü

Türkiye’nin lider takviye edici gıda markası Orzax’ın, kadın sağlığına dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği “Gücünü Demirden Alan Kadınlar” projesi, Uluslararası Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından düzenlenen törende ödüle layık görüldü. Proje, “Kadın Odaklı Sağlık ve Esenlik Temalı Farkındalık Projeleri” kategorisinde kazandığı ödülle, kadınların yaşam kalitesini artırmaya yönelik toplumsal katkısını tescilledi.

Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Töreni & Zirvesi, 5 Mart 2026 tarihinde İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.  “İnsana, Gezegene ve Geleceğe Değer” temasıyla düzenlenen zirvede; toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı projeleriyle öne çıkan markalara 8 ayrı kategoride toplam 30 farklı ödül verildi. Eşitlik, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik odağında geliştirilen projeler ödüle layık görüldü. Bu kapsamda Orzax’ın kadın sağlığı ve toplumsal farkındalığı odağına alan “Gücünü Demirden Alan Kadınlar” projesi; Kadın Odaklı Sağlık ve Esenlik Temalı Farkındalık Projeleri kategorisinde ödüle layık görüldü. 

Orzax’ın toplumsal fayda vizyonunun karşılığı olan yeni bir başarıyı paylaşmaktan dolayı gurur duyduğunu belirten Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan;  “Kadın Odaklı Sağlık ve Esenlik Temalı Farkındalık Projeleri” kategorisinde değerlendirilen projemizin yarattığı sosyal etki ve kadın sporcuların başarısını görünür kılan anlatım dilimiz, Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nin değerli jürisi tarafından takdirle karşılandı ve ödüle layık görüldük.  Bu anlamlı başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. “ diye konuştu.

Turan, ödüle layık görülen projenin yarattığı farkı ve değerini şu sözlerle anlattı: “Toplum sağlığını yakından ilgilendiren bu önemli konuyu gündemde tutmak ve kadın sağlığında demir eksikliğine dikkat çekmek amacıyla ‘Gücünü Demirden Alan Kadınlar’ projesini hayata geçirdik. Paralimpik sporcu kadınlarımız ve farklı branşlarda mücadele eden kadın sporcularımız Halime Yıldız, Nurten Mermer, Aysel Özgan ve Kader Güvenç ile çıktığımız bu yolculukta, kadın sağlığı konusunda farkındalığı artırmayı hedefledik. ‘Gücünü Demirden Alan Kadınlar’ ile yalnızca bir farkındalık kampanyası yürütmekle kalmadık, aynı zamanda uzun soluklu bir sosyal harekete de öncülük ettik. Kadın sağlığını iyileştirmenin toplum sağlığını güçlendirmek anlamına geldiğine inanıyor; projelerimizle gelecek nesiller için daha sağlıklı ve güçlü bir toplumun temellerini atmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda üretmeye ve toplumda kalıcı değerler yaratmaya devam edeceğiz.”

2026

Şubat

Orzax, The ONE Awards’ta 4. Kez “Yılın İtibarlı Markası” Seçildi

Orzax, pazarlama ve iletişim dünyasının en saygın platformlarından biri olan The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde 4. Kez “Yılın İtibarlı Markası” seçildi. Orzax’ın gıda takviye ürünleri kategorisinde dördüncü kez bu unvana layık görülmesi, markanın tüketici nezdindeki güvenilirliğinin ve sürdürülebilir itibar performansının güçlü bir teyidi niteliğini taşıyor.

Türkiye takviye edici gıda pazarının lideri Orzax, The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri kapsamında gıda takviye ürünleri kategorisinde dördüncü kez “Yılın İtibarlı Markası” seçildi. Marketing Türkiye ile Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle Türkiye genelinde 12 ilde 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen araştırmaya dayanan değerlendirme sonucunda elde edilen bu başarı, Orzax’ın tüketici nezdinde yıllar içinde inşa ettiği güvenin ve sürdürülebilir marka itibarının güçlü bir göstergesi oldu.

Sürdürülebilir marka itibarının merkezinde tüketici güveni yer alıyor

Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan, markanın bu başarısının arkasında uzun soluklu bir güven inşası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tüketici güveni, sürdürülebilir marka itibarının merkezindedir. Orzax olarak ürün kalitemiz, bilimsel yaklaşımımız ve iletişimde benimsediğimiz şeffaflık ile bu güveni yıllar içinde inşa ettik. Dördüncü kez ‘Yılın İtibarlı Markası’ seçilmek, bizim için yalnızca bir ödül değil; tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü bağın ve bu bağın sürekliliğinin çok kıymetli bir göstergesi.”

Bilimsel Ar-Ge altyapısı, yenilikçi ürün portföyü ve tüketici odaklı marka yaklaşımıyla Orzax, takviye edici gıda sektöründe yalnızca ürünleriyle değil, yarattığı güven duygusuyla da ayrışıyor. Sağlığa değer katma misyonuyla hareket eden marka, kalite standartlarını sürekli yukarı taşıyarak hem yerel hem de global pazarda büyümesini sürdürüyor.

Müge Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ödül, Orzax’ın kısa vadeli iletişim başarılarının ötesinde, uzun vadeli marka yönetimi yaklaşımının bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de Ar-Ge yatırımlarımız, yenilikçi çözümlerimiz ve tüketiciyle kurduğumuz şeffaf iletişim sayesinde sektöre yön vermeye devam edeceğiz.”

Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle, Türkiye genelinde 12 ilde gerçekleştirilen ve 1.200 kişiyle yüz yüze yapılan araştırmaya dayanan The ONE Awards değerlendirmesi; yıl içerisinde itibarını en çok artıran markaları halk jürisinin görüşleri doğrultusunda belirliyor. Toplam 70’i aşkın kategoride yapılan bu kapsamlı araştırma sonucunda Orzax, kendi segmentinde zirvedeki yerini bu yıl da korudu.

Ramazan ayında metabolik dengeyi korumak mümkün

Ramazan ayı, değişen öğün saatleri ve uzun süreli açlık nedeniyle vücutta önemli fizyolojik adaptasyonların yaşandığı özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu süreçte enerji metabolizması, sindirim sistemi ve kan şekeri dengesi başta olmak üzere pek çok sistem farklı bir çalışma düzenine geçerken, yeterli vitamin ve mineral alımı her zamankinden daha büyük önem kazanıyor.

Ramazan’da vücut farklı çalışır; açlıkla birlikte enerji kullanımı değişir.

İftarda hızlı ve ağır yemek, mideyi yorabilir; yavaş başlamak sindirim konforunu artırır.

Lif alımı azaldığında bağırsaklar yavaşlar; liften zengin beslenme sindirim dengesini destekler.

Sahurda yapılan tercihler gün boyu tokluk ve kan şekeri dengesini etkiler.

Ramazan öncesi küçük beslenme değişiklikleri, oruç sürecine uyumu kolaylaştırır.

Yeterli su içmek, sıvı-mineral dengesinin korunmasına yardımcı olur.

Orzax Medikal Müdürü Dr. Göktuğ Göktaş, uzun süreli açlığın metabolik etkilerine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“Uzun süreli açlıkta enerji metabolizması yeniden düzenlenir; glikojen depoları azalırken vücut, enerji üretiminde yağ asitlerini ve keton cisimciklerini daha yoğun kullanmaya başlar. Bu metabolik adaptasyon sürecinde enerji metabolizmasına katılan enzimatik reaksiyonların etkinliği açısından bazı mikronutrientlerin yeterli alımı önem taşımakta, özellikle B grubu vitaminler karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında koenzim olarak görev alarak enerji üretiminin sürdürülebilirliğinde merkezi bir rol üstlenmektedir. B1, B2, B3 ve B6 vitaminlerinin yetersiz alımı; yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve mental performansta azalma ile ilişkilendirilmiştir. (1).”

Hücresel düzeyde enerji üretiminin desteklenmesi, mitokondriyal fonksiyonların korunması ve açlıkla ilişkili stres yanıtının dengelenmesi açısından Koenzim Q10 ve adaptojen özellik gösteren bazı biyoaktif bileşenlerin destekleyici bir katkı sağlayabileceği bildirilmektedir (2,3).

İftar sonrası gastrointestinal konfor: İftarda hızlı ve ağır yemek mideyi zorlar

Dr. Göktaş ayrıca, iftar sonrası dönemde kısa sürede ve genellikle yüksek yağ ve protein içeren öğünlerin tüketilmesinin sindirim sistemi üzerinde belirgin bir yük oluşturduğuna dikkat çekti. Bu durumun mide boşalmasının gecikmesine, şişkinlik, hazımsızlık ve gastrointestinal rahatsızlıklara yol açabileceğini belirten Göktaş, mide asidi sekresyonu, gastrik motilite ve protein sindirimine ilişkin fizyolojik mekanizmaların desteklenmesinin, postprandiyal (yemek sonrası) sindirim konforunun korunmasına katkı sağlayabileceği ifade etti (4,5).

Lif alımı azalınca bağırsaklar yavaşlar.

Ramazan ayında öğün sayısının azalması ve lif alımının düşmesi, bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmekte; bu durum kabızlık, şişkinlik ve sindirim düzensizlikleriyle kendini gösterebilmektedir (6). Bağırsak mikrobiyotası dengesinin korunmasında prebiyotik lif alımı önemli bir rol oynarken, inülin gibi fermente olabilen liflerin kısa zincirli yağ asitleri üretimini artırarak faydalı bakterilerin çoğalmasını desteklediği ve bağırsak bariyer fonksiyonunu güçlendirdiği bilinmektedir

Sahur öğününün içeriği ise gün boyu sürecek açlık toleransını belirleyen temel faktörlerden biri olarak öne çıkmakta; tokluk hissi ve kan şekeri dengesi üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Diyet lifinden zengin besinler mide boşalma süresini uzatarak tokluk süresini artırırken, ani glisemik dalgalanmaların önlenmesine de katkı sağlar (7).

Ramazan öncesi beslenme alışkanlıklarında yapılacak küçük değişiklikler fark yaratır.

İnsülin direnci olan bireylerde Ramazan öncesi dönemde uygulanacak beslenme stratejileri, oruç sürecinin metabolik açıdan daha kontrollü yönetilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu bireylerde karbonhidrat miktarından çok kalitesi ve gün içindeki zamanlaması ön plana çıkmakta; geç saatlerde yüksek glisemik yüklü karbonhidrat alımının sınırlandırılması, sahurda yüksek glisemik indeksli besinlerden kaçınılması ve protein ile lif ağırlıklı öğünlerin tercih edilmesi, postprandiyal glisemik yanıtın ve insülin gereksiniminin daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabilmektedir. (8).

Ramazan öncesi süreç, metabolik iyileşme açısından kritik

Ramazan’dan yaklaşık 10–14 gün önce başlanan bu tür beslenme düzenlemelerinin intermitan açlık paternlerine metabolik adaptasyonu kolaylaştırabileceği ve hepatik insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceği bildirilmektedir (9). Karaciğer yağlanması olan bireyler için Ramazan öncesi dönem, metabolik iyileşme açısından önemli bir fırsat niteliği taşımaktadır. Beyaz un ve ilave şekerin kısıtlanması, günlük lif alımının 25–30 gramın üzerine çıkarılması, omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme ve alkolün tamamen bırakılması; karaciğer yağ içeriğinde kısa sürede anlamlı azalmalar sağlayabilmektedir.

Su içmek bedensel dengeyi korur.

Sıvı tüketimi de karaciğer sağlığı açısından kritik bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Karaciğer toksinleri dönüştürürken, bu maddelerin atılımı safra ve böbrekler yoluyla gerçekleşmektedir. Yetersiz sıvı alımının safra akışı ve gastrointestinal motiliteyi olumsuz etkileyebileceği; bu durumun safra asitlerinin intestinal geri emilimini dolaylı olarak etkileyebileceği bildirilmektedir (10). Uzun süreli susuzluk ve elektrolit kayıpları ise Ramazan ayında sıvı alımı ve mineral dengesinin korunmasını daha da önemli hale getirmektedir (11).

Sonuç olarak, Ramazan ayına bilinçli ve planlı bir beslenme düzeniyle girmek; enerji metabolizmasının, sindirim sistemi fonksiyonlarının, kan şekeri kontrolünün ve sıvı-mineral dengesinin korunmasına katkı sağlamaktadır. Yeterli vitamin, mineral, lif ve sıvı alımıyla desteklenen bir Ramazan süreci, bireyin metabolik durumuna bağlı olarak, orucu metabolik bir stres faktörü olmaktan çıkararak fizyolojik denge ve iyileşme dönemine dönüştürebilir.

Referanslar

  1. Huskisson, E., Maggini, S., & Ruf, M. (2007). The role of vitamins and minerals in energy metabolism and well-being. Journal of international medical research35(3), 277-289.
  2. Hernández-Camacho, J. D., Bernier, M., López-Lluch, G., & Navas, P. (2018). Coenzyme Q10 supplementation in aging and disease. Frontiers in physiology9, 316577.
  3. Panossian, A. G. (2003). Adaptogens: Tonic herbs for fatigue and stress. Alternative & Complementary Therapies9(6), 327-331.
  4. Hunt, R. H., Camilleri, M., Crowe, S. E., El-Omar, E. M., Fox, J. G., Kuipers, E. J., … & Tack, J. (2015). The stomach in health and disease. Gut64(10), 1650-1668.
  5. Mayer, E. A. (2011). Gut feelings: the emerging biology of gut–brain communication. Nature reviews neuroscience12(8), 453-466.
  6. Makki, K., Deehan, E. C., Walter, J., & Bäckhed, F. (2018). The impact of dietary fiber on gut microbiota in host health and disease. Cell host & microbe23(6), 705-715.
  7. Jenkins, D. J., Kendall, C. W., Augustin, L. S., Franceschi, S., Hamidi, M., Marchie, A., … & Axelsen, M. (2002). Glycemic index: overview of implications in health and disease. The American journal of clinical nutrition76(1), 266S-273S.
  8. Sutton, E. F., Beyl, R., Early, K. S., Cefalu, W. T., Ravussin, E., & Peterson, C. M. (2018). Early time-restricted feeding improves insulin sensitivity, blood pressure, and oxidative stress even without weight loss in men with prediabetes. Cell metabolism27(6), 1212-1221.
  9. Lessan, N., & Ali, T. (2019). Energy metabolism and intermittent fasting: the Ramadan perspective. Nutrients11(5), 1192.
  10. Sberna, A. L., Bouillet, B., Rouland, A., Brindisi, M. C., Nguyen, A., Mouillot, T., … & Petit, J. M. (2018). European Association for the Study of the Liver (EASL), European Association for the Study of Diabetes (EASD) and European Association for the Study of Obesity (EASO) clinical practice recommendations for the management of non‐alcoholic fatty liver disease: evaluation of their application in people with Type 2 diabetes. Diabetic Medicine35(3), 368-
  11. Sawka, M. N., Cheuvront, S. N., & Carter, R. (2005). Human water needs. Nutrition reviews63(suppl_1), S30-S39.

Orzax, ‘THE FUTURE IS NOW’ Temasıyla 2026 Yol Haritasını Paylaştı

Orzax, 29 Ocak – 1 Şubat tarihlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirdiği dönem sonu toplantısında; 2025 yılını değerlendirerek, 2026 yılı stratejik yol haritasını ekipleriyle paylaştı. “THE FUTURE IS NOW” temasıyla düzenlenen organizasyonda, şirketin ikinci 20 yılına ilişkin vizyonu, yatırım planları ve büyüme hedefleri detaylı şekilde ele alındı.

Alyors Grup çatısı altındaki Orzax’ın üst yönetim kadrosu, satış ve pazarlama ekipleri ve merkez kadrolarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda; stratejik planlama, sürdürülebilir başarı, sistematik büyüme anlayışı ve ekip dayanışmasının gücü öne çıktı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Alyors Grup Yönetim Kurulu Başkanı Selman Alimoğlu, Orzax’ın ikinci 20 yılına girerken yalnızca ticari büyüklüğüyle değil; kurumsal kültürü, insan kaynağı ve uzun vadeli vizyonuyla da örnek bir yapı haline geldiğini vurguladı. Alimoğlu, bugüne kadar atılan adımların arkasında istikrarlı bir yönetim anlayışı ve ortak akılla hareket eden güçlü bir ekip bulunduğunun altını çizdi.

Şirketin bugün geldiği noktayı “beyaz zambak” metaforuyla anlatan Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu şu ifadeleri kullandı: “Her toprak verimli olmayabilir. Şartlar zorlayıcı olabilir. Ancak doğru emek, doğru akıl ve doğru değerlerle en çorak zeminde bile tertemiz bir çiçek gibi yükselmek mümkündür. Orzax’ın hikayesi tam olarak böyle başladı. Bugün bu noktada olmamızın nedeni şartların kolay olması değil; vazgeçmemiş olmamızdır”

Büyüklük niyetle değil, sistemle geleceğe taşınır

Toplantı boyunca 2025 yılının performans değerlendirmesinin yanı sıra, 2026 yılında odağa alınacak stratejik başlıklar paylaşıldı. Alimoğlu, Orzax’ın geldiği ölçeğin artık yalnızca sözle değil; veriyle, sistemle, yazılı süreçlerle ve disiplinle yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Bugün Orzax başka bir ölçekte. Artık yalnızca hedef koymak değil, o hedeflere nasıl ulaşacağımızı tarif eden sistemleri kurmak zorundayız. Büyüklük niyetle değil, sistemle geleceğe taşınır”.

İkinci 20 yılda global etki odağı

21 yıl önce küçük bir pazarda, sınırlı imkanlarla başlayan yolculuğun bugün sektör liderliğine dönüştüğünü belirten Alimoğlu, Orzax’ın Türkiye’nin en büyük markalarından biri olduğunu ve bundan sonraki doğal yönünün global etki yaratmak olduğunu vurguladı. 2018 yılından bu yana sektör lideri konumunda bulunan Orzax; ürün kalitesini sürekli artıran yaklaşımı, sağlık profesyonelleriyle kurduğu güçlü bağ ve toplumun sağlık okuryazarlığına katkılarıyla OTC pazarının gelişimine öncülük etmeyi sürdürüyor.

Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan, ikinci 20 yıla girerken markanın dönüşüm vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Orzax olarak ilk 20 yılımızda güçlü bir marka inşa ettik; şimdi ise ikinci 20 yılımıza tamamen yenilikçi bir marka kimliğiyle giriyoruz. Bu yeni dönemde kendimizi yalnızca bir gıda takviyesi markası olarak değil, kişiselleştirilmiş sağlık ekosistemi yaratan bir yaşam markası olarak konumluyoruz. Global düşünen, bilimi ve inovasyonu merkeze alan yeni vizyonumuzla dönüşümü takip eden değil, dönüşüme yön veren bir marka olmayı hedefliyoruz. Orzax’ın ikinci 20 yılı, Türkiye’den doğan ve dünyada referans gösterilen yeni nesil sağlık markası olma yolculuğumuzun en güçlü adımı olacak”

“Geleceği Bugünden Aksiyona Geçenler Tasarlayacak”

Toplantının odak noktalarından birini oluşturan yeni marka kimliği vizyonu, Müge Turan’ın sunumuyla detaylandırıldı. Bireyin yaşam boyu sağlık yolculuğunu merkeze alan, farklı ürün kategorilerini aynı sağlık perspektifinde buluşturan ve kişiye daha bütüncül bir sağlık deneyimi sunan bir gelecek mimarisi olarak tanımlayan Turan, Orzax, geleneksel vitamin üretiminin ötesine geçerek bireylere özel yaşam rehberliği sunan, bütüncül bir sağlık dünyasının mimarıdır. Gelecek artık beklediğimiz değil, bugün burada birlikte yarattığımızdır; bu yüzden ‘The Future is Now’ diyoruz” dedi. “Şirketimizin 20 yıllık köklü geçmişinden aldığımız güçle, bugün global ölçekte de yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Bizim için gelecek, beklenen bir hedef dışında teknoloji ve kolektif akılla bugünden inşa ettiğimiz bir gerçekliktir. ‘The Future is Now’ vizyonumuzla, ekiplerimizi değişimi izlemekle kalmayan dönüşüme yön veren bir güç olarak görüyoruz. Bu yolculukta en büyük önceliğimiz; öğrenmeye açık ve cesur adımlar atmaktan çekinmeyen tüm çalışma arkadaşlarımızı ortak bir amaçta buluşturmaktır. Unutmayalım ki; geleceği ancak bugünden aksiyona geçenler tasarlayacaktır”

 

 

Üretim ve Ar-Ge tam hız devam ediyor

Toplantıda, Orzax’ın yeni büyüme eksenleri de paylaşıldı. Dermokozmetik alanında Shiniq markasıyla güçlü bir yapılanmaya gidildiği, üretim ve Ar-Ge çalışmalarının tam hız devam ettiği bu stratejik dönemde, Orzax’ın yeni büyüme ekseni olarak belirlenen Dermokozmetik yapılanması kapsamında 20 yıllık köklü bilimsel birikim Shiniq markasıyla bu alana taşındı. Orzax’ın kalite, güven ve bilim temelli yaklaşımının doğal bir uzantısı olarak konumlanan bu adım ile özellikle ithal ürünlerin hakim olduğu pazarda “Yerli ve Bilim Temelli Üretim” vizyonuyla güçlü bir fark yaratılması hedeflendi. Yalnızca tekil cilt sorunlarına değil, tüm cilt ekosistemine odaklanan bütüncül bakım anlayışıyla geliştirilen Shiniq ürünleri; prebiyotik ve postbiyotik içerikleri, temiz formülleri ve yüksek üretim standartlarıyla eczane kanalında tüketicilerle buluşturuldu. Küresel ölçekte 50 milyar dolarlık hacme ulaşan bu pazarda, “The Future is Now” yaklaşımıyla değişimin sadece takip edilmediği, bilimle desteklenen çözümlerle sektörel dönüşüme bugünden yön verildiği vurgulandı.

Orzax’ın üretim ve Ar-Ge tarafındaki yatırımları da toplantının önemli başlıkları arasında yer aldı. İstanbul’da aylık 3 milyon kutu kapasiteli ikinci fabrikanın Ağustos ayı itibarıyla kademeli olarak devreye alınacağı; probiyotiklerin endüstriyel üretimi ve mikroalglerden hammadde sentezi üzerine çalışmaların sürdüğü açıklandı.

Mart ayında Kazakistan’da temeli atılacak yeni fabrikanın ise tam kapasiteye ulaştığında aylık 2,5 milyon kutu üretim yapması hedefleniyor.

Toplantının kapanışında ekiplerine seslenen Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, 2026 yılının “mazeretlerin değil, üretkenliğin yılı” olacağını vurgulayarak şu sözlerle konuşmasını tamamladı: “Sistem hazır, kadro hazır. Bundan sonrası performans. Gelecek artık uzak bir hedef değil; bugün attığımız her adımda şekilleniyor. Şimdi, ikinci 20 yılda çok daha güçlü bir Orzax inşa etme zamanı”

“THE FUTURE IS NOW” temasıyla düzenlenen toplantı, ekipler arası etkileşimi artıran oturumlar ve yeni dönem vizyonunun paylaşıldığı sunumlarla tamamlandı.

Orzax, Shiniq ile 20 Yıllık Bilimsel Birikimini Dermokozmetik Alanına Taşıyor

Türkiye’nin lider takviye edici gıda markalarından Orzax, cilt sağlığına odaklanan yeni markası Shiniq’i tüketicilerle buluşturuyor. Sağlık alanındaki köklü uzmanlığını cilt sağlığına uyarlayan bu adım, Orzax’ın kalite, güven ve bilim temelli yaklaşımının doğal bir uzantısı olarak konumlanıyor.

Orzax, 20 yıllık bilimsel birikimi ve Ar-Ge gücünü dermokozmetik alanına taşıyarak yeni markası Shiniq’i eczanelerde tüketiciyle buluşturuyor. Cilt ekosistemini bütünsel yaklaşımla ele alan, prebiyotik ve postbiyotik içeriklerle geliştirilen Shiniq ürünleri; bilimsel güvenilirlik, temiz içerik ve yüksek üretim standartlarıyla öne çıkarken, Orzax’ın yerli ve global ölçekte büyüme vizyonunun da stratejik bir yansımasını temsil ediyor.

Orzax Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Emre Alimoğlu, markanın yıllar içinde inşa ettiği kurumsal itibar ve bilim temelli uzmanlığın, Shiniq’in dermokozmetik yaklaşımına doğrudan bir güven unsuru kazandırdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü; ‘’Sağlık alanındaki deneyimimiz sayesinde Shiniq, pazara daha güçlü, daha güvenilir ve daha bilinçli bir marka algısıyla giriş yaptı. Bugün neredeyse tamamen ithal ürünlerin hâkim olduğu dermokozmetik pazarında, tüketicilerimize yerli ve bilim temelli ürünler sunmayı hedefliyoruz.”

50 Milyar Dolarlık Pazar

Bu yeni marka aynı zamanda Orzax’ın uzun vadeli global vizyonunun da stratejik bir yansıması niteliği taşıyor. Dermokozmetik pazarının 2025 itibarıyla global ölçekte 45–50 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı ve istikrarlı büyümesini sürdürdüğü bir dönemde, tüketicilerin artık yalnızca kozmetik fayda değil, bilimsel olarak kanıtlanmış ve cilt sağlığını uzun vadede destekleyen çözümler aradığı görülüyor. Türkiye’de yaklaşık 4 milyar dolarlık hacme ulaşan kozmetik pazarında ise özellikle eczane kanalı ve sağlık odaklı markalar dermokozmetik büyümenin lokomotifi konumunda yer alıyor. Orzax, bu dönüşümü bir pazar fırsatının ötesinde, bilimle desteklenen cilt sağlığı çözümleri üretme sorumluluğu olarak ele alıyor.

Orzax Beşeri İlaç ve Dermokozmetik Genel Müdürü Berk Apak ise Shiniq’in bilimsel altyapısını şu sözlerle aktardı: “Shiniq’i mevcut dermokozmetik markalardan ayıran en önemli unsur, yalnızca tekil cilt problemlerine değil, tüm cilt ekosistemine odaklanan bütüncül bir bakım yaklaşımı sunmamız. ‘Her cildin ayrı bir hikâyesi vardır’ anlayışı ürün geliştirme sürecimizin çıkış noktasını oluşturdu. Tek tip çözümler yerine; akneye eğilimli, hassas, atopiye eğilimli ya da dış etkenlere karşı savunması azalmış ciltlerin her birini ayrı bir ihtiyaç alanı olarak ele aldık. 8 farklı kategori altında yer alan 45 ürünümüzle, cildin doğal dengesini uzun vadede destekleyen, kişiselleştirilmiş ve bilim temelli çözümler geliştirdik.”

Shiniq’in yalnızca eczanelerde sunulması, markanın uzman danışmanlığı ve doğru tüketici bilgilendirmesini merkeze alan yaklaşımının güçlü bir yansıması olarak öne çıkıyor. Dermatolojik güvenilirlik, ürün toleransı ve bilimsel etkinlik kriterleri doğrultusunda geliştirilen formüller, hassas ciltler dahil olmak üzere tüm cilt tiplerinin güvenle kullanımına uygun şekilde tasarlandı.

 

Editöre Not :

Shiniq ürünleri, Orzax’ın uluslararası standartlarda üretim yapan tesislerinde kalite, güvenlik ve sürdürülebilirlik odağıyla üretiliyor. Tüm süreçler ISO 22716, ISO 9001, ISO 14001, ISO 45001 ve ISO 27001 standartları doğrultusunda yönetilirken; izlenebilir hammadde tedariği, kontrollü üretim alanları ve uzman kadro sayesinde ürün güvenliği ve kalite sürekliliği sağlanıyor. Sürdürülebilirlik ise kaynak verimliliği ve çevreye duyarlı üretim anlayışıyla üretim modelinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.

Orzax, Shiniq ile dermokozmetik alanına yalnızca yeni bir marka kazandırmıyor; bilimsel güvenilirliği, üretim kalitesi ve uzun vadeli vizyonuyla cilt sağlığında yeni bir referans noktası oluşturmayı hedefliyor.

2026

Ocak

Orzax “Deney’imli Çocuklar” Projesiyle 15 Bin Çocuğu Bilimle Tanıştırdı

Türkiye takviye edici gıda pazarının lideri Orzax, KidZania İstanbul iş birliğiyle hayata geçirdiği Orzax Ar-Ge Merkezi deneyim alanında 2025 yılı boyunca binlerce çocuğu bilimle buluşturdu. Yıl boyunca 15 binden fazla çocuk, Orzax Ar-Ge Merkezi aktivitesine katılarak farmakoloji temelli interaktif bir öğrenme deneyimi yaşadı.

Orzax’ın KidZania İstanbul’daki deneyim alanında çocuklar; farmakolog rolüne girerek vitamin, mineral ve probiyotiklerin biyolojik etkilerini analiz ediyor, güvenlik ekipmanları eşliğinde deneyler yapıyor ve elde ettikleri sonuçları değerlendiriyor. Bu süreç, çocukların yalnızca bilimsel bilgiyle tanışmalarını değil; aynı zamanda analitik düşünme, takım çalışması ve sorumluluk bilinci gibi geleceğe taşınabilir beceriler kazanmalarını sağlıyor.

Orzax, 2025 yılı boyunca yalnızca KidZania ziyaretçileriyle sınırlı kalmayarak; Gülmek İyileştirir Derneği ve TOÇEV gibi çeşitli STK iş birlikleri kapsamında farklı koşullardan gelen çocukları da Orzax Ar-Ge Merkezi’nde ağırladı. Bu kapsayıcı yaklaşım, Orzax’ın bilimi ayrıcalıklı bir alan olmaktan çıkarıp her çocuğun erişebileceği ortak bir gelecek dili haline getirme vizyonunun somut bir yansıması oldu.

“Deney’imli Çocuklar” ile kalıcı farkındalık

Orzax’ın uzun soluklu sosyal sorumluluk yaklaşımının temelini oluşturan “Deney’imli Çocuklar” projesi; bilimsel farkındalığı erken yaşta kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Proje, 2023 yılında Hatay’daki konteyner kentte başlayan yolculuğunu, 2025 itibarıyla KidZania İstanbul’daki Orzax Ar-Ge Merkezi ile daha geniş kitlelere taşıdı. Bugün gelinen noktada proje, bilimi izlenen değil deneyimlenen bir alana dönüştürüyor.

KidZania İstanbul’daki Orzax Ar-Ge Merkezi’nde “Farmakolog” rolünü üstlenen çocuklar; vitaminlerin, minerallerin ve probiyotiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini bizzat deneyimleyerek öğreniyor. Projenin toplumsal etkisine değinen Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan, merkezin başarısını şu sözlerle değerlendirdi: “Orzax Ar-Ge Merkezi’nde çocuklarımızın sadece birer ziyaretçi değil, bilime dokunan, soru sormaya cesaret eden ve üretmenin heyecanını yaşayan birer araştırmacı olmalarını hedefledik. 2025 yılında 15 bini aşkın çocuğun birebir bu deneyimi yaşaması, attığımız adımın ne kadar doğru olduğunu kanıtlıyor. Biz bu projeyle bilimi sevdirmenin ötesine geçiyoruz. Çocuklarımızın düşünme biçimlerine uzun vadeli bir yatırım yapıyor; onlara analitik bakış açısı kazandırmayı amaçlıyoruz. Bilimi erken yaşta erişilebilir kılarak, ülkemizin bilimsel ve toplumsal gelişimine anlamlı bir katkı sunmak en büyük motivasyon kaynağımız.

 

 

Bilimin ışığında geleceğe yatırım

Orzax, KidZania İstanbul iş birliğiyle yürüttüğü bu deneyim alanını; Ar-Ge ve kalite odağının, yerli üretim vizyonunun ve toplumsal sosyal sorumluluk anlayışının kesiştiği stratejik bir platform olarak konumlandırıyor. 2025 yılı boyunca elde edilen yüksek katılım ve sosyal etki, Orzax’ın bilimle büyüyen, sorgulayan ve üreten bir nesil hedefini istikrarlı biçimde güçlendirdiğini ortaya koyuyor.

Kış Aylarında Bağışıklık için Dengeyi Korumak Önemli

Havaların soğumasıyla birlikte soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülmeye başlıyor. Uzmanlara göre bunun nedeni yalnızca soğuk hava değil; aynı zamanda güneş ışığından daha az faydalanmamız, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirmemiz ve günlük yaşam temposunun bağışıklık sistemi üzerinde yarattığı ek yük (1).

Orzax Medikal Grup Müdürü Dr. Göktuğ Göktaş, kış aylarında bağışıklık sisteminin daha hassas hale gelmesinin birçok çevresel faktörün aynı anda devreye girmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Soğuk hava koşulları, güneş ışığına daha az maruz kalınmasına bağlı olarak D vitamini düzeylerinde yaşanan düşüş ve kapalı alanlarda artan temasın, bağışıklık yanıtı üzerinde doğal bir baskı oluşturduğunu ifade eden Göktaş; bu dönemde bağışıklığı aşırı uyarmaya çalışmak yerine, onu dengede tutacak doğru günlük yaşam alışkanlıkları odaklanılmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını vurguluyor.

Bilimsel araştırmalar, kış aylarında bağışıklık sisteminin hem çevresel koşullar hem de kişisel alışkanlıklar nedeniyle daha hassas hâle gelebildiğini gösteriyor. Soğuk ve kuru hava, üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor; bazı virüslerin bu koşullarda daha uzun süre canlı kalabilmesi ise enfeksiyon riskini artırıyor (2,3). Güneş ışığının azalmasıyla birlikte düşen D vitamini seviyeleri de bağışıklık dengesini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor (4).

Kışın beslenme alışkanlıkları da değişiyor

Bağışıklık sisteminin güçlü kalabilmesi; yeterli uyku, dengeli beslenme ve genel yaşam dengesinin korunmasıyla yakından ilişkili. Ancak kış aylarında besin çeşitliliğinin azalması, C vitamini, D vitamini, çinko ve selenyum gibi bağışıklık için önemli mikro besinlerin yeterince alınamamasına yol açabiliyor (5,6).

Araştırmalar, bu mikro besinlerin bağışıklık hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynadığını; eksiklik durumunda vücudun enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşabildiğini ortaya koyuyor (5,7). Özellikle C vitamini ve çinkonun, bağışıklık sisteminin doğal savunma mekanizmalarını desteklediğine dair bilimsel veriler bulunuyor (8,9). Ekinezya ve beta glukan gibi doğal bileşenlerin de bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını destekleyebildiği; D vitamininin ise bağışıklık yanıtının dengelenmesinde özel bir role sahip olduğu belirtiliyor (10,11).

“Bağışıklığı uyarmak değil, dengelemek gerekiyor”

Dr. Göktuğ Göktaş, bağışıklık konusuna yaklaşırken ölçünün önemine de dikkat çekerek: “Bağışıklık söz konusu olduğunda amaç, sistemi sürekli uyarmak değil; vücudun ihtiyaç duyduğu mikro besinleri doğru şekilde destekleyerek bağışıklık yanıtını dengede tutmak olmalı. Dengeli beslenme, yeterli D vitamini ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, kış aylarını daha rahat geçirmek için güçlü bir zemin oluşturur.” dedi

Dünya Sağlık Örgütü de bağışıklık fonksiyonlarının korunmasında mikro besin yeterliliğinin halk sağlığı açısından önemine dikkat çekiyor (12). Uzmanlar, özellikle yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin kış aylarında beslenme düzenlerine ve mikro besin alımlarına daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguluyor (13).

Kış aylarında bağışıklığı tek bir yöntemle “güçlendirmeye” çalışmak yerine; beslenme, yaşam alışkanlıkları ve bilimsel temelli desteklerin birlikte ele alındığı dengeli bir yaklaşım hem bağışıklık sisteminin hem de günlük yaşamın ritmini korumaya yardımcı oluyor (5,6,13).

Referanslar

  1. Imberti, L., Tiecco, G., Logiudice, J., Castelli, F., & Quiros‐Roldan, E. (2025). Effects of Climate Change on the Immune System: A Narrative Review. Health Science Reports8(4), e70627.
  2. Kudo, E., Song, E., Yockey, L. J., Rakib, T., Wong, P. W., Homer, R. J., & Iwasaki, A. (2019). Low ambient humidity impairs barrier function and innate resistance against influenza infection. Proceedings of the National Academy of Sciences116(22), 10905-10910.
  3. Lowen, A. C., & Steel, J. (2014). Roles of humidity and temperature in shaping influenza seasonality. Journal of virology88(14), 7692-7695.
  1. Jolliffe, D. A., Camargo, C. A., Sluyter, J. D., Aglipay, M., Aloia, J. F., Ganmaa, D., … & Martineau, A. R. (2021). Vitamin D supplementation to prevent acute respiratory infections: a systematic review and meta-analysis of aggregate data from randomised controlled trials. The lancet Diabetes & endocrinology9(5), 276-292.
  1. Maggini, S., Pierre, A., & Calder, P. C. (2018). Immune function and micronutrient requirements change over the life course. Nutrients10(10), 1531.
  1. Elmadfa, I., & Meyer, A. L. (2019). The role of the status of selected micronutrients in shaping the immune function. Endocrine, Metabolic & Immune Disorders-Drug Targets (Formerly Current Drug Targets-Immune, Endocrine & Metabolic Disorders)19(8), 1100-1115.
  2. Gombart, A. F., Pierre, A., & Maggini, S. (2020). A review of micronutrients and the immune system–working in harmony to reduce the risk of infection. Nutrients12(1), 236.
  3. Hemilä, H., & Chalker, E. (2013). Vitamin C for preventing and treating the common cold. Cochrane database of systematic reviews, (1).
  4. Jafari, D., Esmaeilzadeh, A., Mohammadi-Kordkhayli, M., & Rezaei, N. (2019). Vitamin C and the immune system. In Nutrition and immunity (pp. 81-102). Cham: Springer International Publishing.
  5. Isbaniah F., et al. Echinacea purpurea along with zinc, selenium and vitamin C to alleviate exacerbations of chronic obstructive pulmonary disease: results from a randomized controlled trial. J Clin Pharm Ther. 2011 Oct;36(5):568-76
  1. Baktash, V., Hosack, T., Zahari, N., Shah, S., Kandiah, P., Van den Abbeele, K., … & Missouris, C. G. (2021). Vitamin D status and outcomes for hospitalised older patients with COVID-19. Postgraduate medical journal97(1149), 442-447.
  1. World Health Organization. Micronutrients and immune function. WHO Scientific Brief, Geneva; 2020.
  1. Calder, P. C., Carr, A. C., Gombart, A. F., & Eggersdorfer, M. (2020). Optimal nutritional status for a well-functioning immune system is an important factor to protect against viral infections. Nutrients12(4), 1181.